Önce şu soruyu cevaplayın: site kimin için?
Kurumsal sitelerin en yaygın sorunu, herkese aynı anda hitap etmeye çalışmaları. Aynı ana sayfa hem potansiyel müşteriye, hem iş başvurusu yapacak kişiye, hem tedarikçiye, hem de yatırımcıya sesleniyor. Sonuç, hiçbirine tam olarak seslenmeyen bir sayfa oluyor.
Çözüm bu grupları yok saymak değil, önceliklendirmek. Ana sayfanın birincil izleyicisi kim? Genellikle potansiyel müşteri. O halde ana sayfanın ilk ekranı ona konuşmalı; kariyer ve yatırımcı içerikleri menüden erişilebilir ama ana akışı bölmeyen sayfalarda durmalı.
Her hizmet kendi sayfasında olmalı
Bu, kurumsal sitelerde en çok atlanan ve en pahalıya mal olan karar. Firmalar çoğu zaman tüm hizmetlerini tek bir “Hizmetlerimiz” sayfasında listeliyor. Bunun iki sorunu var.
Birincisi arama tarafında: Google tek bir sayfayı tek bir konuya göre değerlendiriyor. Beş farklı hizmeti tek sayfaya koyduğunuzda, o sayfa beş konunun hiçbirinde güçlü olmuyor. Oysa her hizmetin kendi sayfası olduğunda her biri kendi aramasında yarışabiliyor.
İkincisi ziyaretçi tarafında: “iş güvenliği eğitimi” arayan kişi, içinde beş hizmetin özetlendiği bir sayfaya indiğinde aradığı bilgiyi bulmak için okumak zorunda kalıyor. Doğrudan o hizmetin sayfasına indiğinde ise soruları sırayla cevaplanıyor.
Hizmet sayfasında bulunması gerekenler oldukça standart: hizmetin ne olduğu, kimin için olduğu, kapsamına ne girip ne girmediği, süreç, sık sorulan sorular ve ilgili referanslara bağlantı. Fiyat verebiliyorsanız verin; veremiyorsanız fiyatı neyin belirlediğini yazın. “Fiyat için arayın” cümlesi, aramayı değil çıkışı tetikliyor.
Güven, tasarımdan önce gelir
Kurumsal alıcı, teklif istemeden önce firmanın gerçekten var olduğunu doğrulamak istiyor. Bu doğrulama birkaç saniyede ve çoğunlukla bilinçsizce yapılıyor. Sitede şunları bulamıyorsa geri dönüyor:
- Gerçek bir iletişim bilgisi. Sadece form değil; telefon, e-posta ve mümkünse WhatsApp. Tek kanal olarak form bırakmak güveni düşürüyor.
- Yapılmış işler. Logo duvarı değil, ne yapıldığını anlatan proje sayfaları. Müşteri adı paylaşılamıyorsa sektör ve iş tanımıyla anlatın.
- Arkadaki insanlar. Ekip sayfası, küçük firmalarda bile fark yaratıyor; kimin çalıştığı görünen bir firma daha somut duruyor.
- Yasal bilgiler. Gizlilik politikası, KVKK aydınlatma metni ve çerez bildirimi. Bunların yokluğu, dikkatli alıcıda doğrudan bir kırmızı bayrak.
Buna karşılık uydurulmuş güven unsurları ters teper: gerçek olmayan müşteri yorumları, hiç alınmamış ödül rozetleri, doğrulanamayan “Türkiye’nin lideri” iddiaları. Bunlar tespit edildiğinde geri kazanılması zor bir güven kaybı yaratıyor.
Menü, sitenin içindekiler tablosudur
Menüdeki başlık sayısı arttıkça her birinin tıklanma oranı düşüyor. Pratik bir sınır: üst menüde beş ile yedi arasında ana başlık. Fazlası varsa hizmetler alt menüye toplanmalı.
Menü etiketleri yaratıcı değil, tanıdık olmalı. “Çözümler” yerine “Hizmetler”, “Portföy” yerine “Projeler”, “Bize ulaşın” yerine “İletişim”. Ziyaretçi menüde okuduğu kelimeyi tanımıyorsa tıklamıyor.
Mobil, tasarımın başlangıç noktasıdır
Kurumsal sitelerde bile trafiğin önemli bölümü mobilden geliyor ve Google siteyi mobil sürümü üzerinden değerlendiriyor. Buna rağmen birçok site masaüstünde tasarlanıp mobile sıkıştırılıyor; sonuçta mobilde okunmayan tablolar, taşan görseller ve parmakla vurulamayan küçük düğmeler kalıyor.
Doğru sıra tersi: tasarıma mobil ekrandan başlayın. Mobilde işe yarayan bir yerleşim masaüstüne rahatça açılıyor, tersi ise neredeyse hiç çalışmıyor.
Hız, artık bir tasarım kararıdır
Sayfa yavaş açılıyorsa tasarımın ne kadar iyi olduğu önemsiz — kimse görmüyor. Kurumsal sitelerde yavaşlığın en yaygın üç sebebi şunlar: optimize edilmemiş büyük görseller, kullanılmayan özellikleri de yükleyen hazır temalar ve arka arkaya eklenmiş üçüncü taraf betikleri (canlı destek, ısı haritası, birden fazla analitik, reklam pikselleri).
Bunların hepsinin bir maliyeti var ve maliyet kullanıcının bekleme süresi olarak ödeniyor. Her eklentiyi eklemeden önce sorulacak soru şu: bu, ziyaretçiye maliyeti kadar değer üretiyor mu?
Sık yapılan yedi hata
- Ana sayfada ne yaptığını söylememek. İlk ekranda “Geleceği birlikte inşa ediyoruz” yazan ama ne iş yaptığı üç ekran sonra anlaşılan siteler.
- Tüm hizmetleri tek sayfaya koymak. Hem arama hem okuma açısından zayıf.
- Giriş animasyonu koymak. İlk ziyarette hoş, ikincide engel.
- İçeriği görsele gömmek. Metin olarak yazılabilecek bilgiyi görsele yazmak; ne aranabiliyor ne ekran okuyucu okuyabiliyor.
- Tek iletişim kanalı bırakmak. Yalnızca form, güveni düşürüyor.
- Blogu açıp bırakmak. Son yazısı üç yıl önce olan bir blog, olmamasından daha kötü görünüyor.
- Yenilemede eski adresleri unutmak. Site yenilendiğinde eski adreslerden yenilerine kalıcı yönlendirme kurulmazsa birikmiş arama görünürlüğü sıfırlanıyor.
Kısa bir kontrol listesi
Yeni bir kurumsal site yaptırıyorsanız ya da mevcut sitenizi değerlendiriyorsanız şunlara bakın:
- İlk ekranda ne iş yaptığınız yazıyor mu?
- Her hizmetin kendi sayfası var mı?
- Her sayfanın kendine ait bir başlık ve açıklama etiketi var mı?
- Telefon, e-posta ve WhatsApp erişilebilir mi?
- Yapılan işler, ne yapıldığını anlatacak şekilde yer alıyor mu?
- Gizlilik ve KVKK metinleri var mı?
- Mobilde yatay kaydırma oluyor mu? (Olmamalı.)
- İçeriği kendiniz güncelleyebiliyor musunuz?
- Search Console ve analitik kurulu mu?
Bu listenin çoğuna “hayır” diyorsanız sorun tasarımda değil, yapıda. İyi haber şu ki yapı sorunları, tasarımı baştan yapmadan da düzeltilebiliyor.